gelecek mevzuu; loading...

blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2013

blogunu terk eden bir adamın acı dolu hikayesi

    "Denetlenmeyi bekleyen X yorum var." yazıyla meraklanıp; gelen yorumların "Whats up!..." yahut "Hey there!..." diye başladığını görmek o kadar canımı acıtmaya başladı ki artık.

    Çok uzun bi süre yazı yazmayıp, ardından hiç bişey olmamış gibi davranmakla; bu blogda "mystic ustadan kekikli haşlanmış brokoli tarifi" başlıklı bir post yayınlamak benim için benzer şeyler olacaktı, bu nedenle bi açıklama yapma gereği hissediyorum, aslında açıklama gereğinden ziyade; ben kendimi suçlu hissediyorum galiba.

    Biliyorum lan, biryerlerde hala bu blog umursanıyor(yazar burda paralel evrenden bahsetmekte); hissediyorum. Arama sonuçlarına böyle büyük aradan sonra yinede güzel cevap veriyor blog, çok ilginç. Neyse konuya giriyim artık.

   İşi gücü olmayan adam için(maksat ticari değilse) blog yazmak kadar güzel birşey bilmiyorum. Mesela tam şu an; aylar sonra yine, Obama'nın ulusa sesleniş metnini düzenleyen kişi kadar önemli biri gibi davranıyorum bu yazıyı yazarken.(salak mıyım neyim).

 "Ulan bu kadar seviyodunda, eeee?" diyenleri duyamaz gibiyim. Kim diyecek ki la, diyecek adam mı bıraktık. eheh. Sebep; "düzenli Mystic ziyaretçisi" yerini google görsellerde; tabak, çanak, kazak ararken yolu düşen ev hanımlarına bıraktı. 

 
Vatevır;

   Faydalı içeriği severim, okuyucunun kafasını çalıştıran, yeni şeyler öğreten ya da düşündüren cinsten olursa hele birde, ne güzel olur. İşte bende böyle şeyler yazmaya çalıştım, ama anladım ki; ayranı çok seven, işli güçlü ve çok güzel bi sevgilisi olan adama göre değil bunlar; en az 15 tane eskiz var tamamlanmamış; ve konular, linkler, yazılar, kitaplar etc. Kıyamıyorumda, nolacak bilmiyorum. Belki emekliliğimde bulmaca çözmekten fırsat buldukça tamamlarım.

  Umarım daha düzenli ve kısa yazarım artıkın. sizde yine;

 "Gıdımızdan aldı ve hızla uzaklaştı, yüzünü göremedik." dersiniz.

bay bay.

16 Haziran 2012

kullanıcı dostu bloglar oluşturmak

     Blog yazarlığı sadece harika bir içerik oluşturmak ve SEO çalışmaları yaparak ziyaretçi sayısını arttırmaktan ibaret değildir.Bloglar okuyucu ve yazar etkileşiminin olduğu interaktif ortamlar oldukları için bir blogcunun hedefi ziyaretçi sayısını arttırmaktan ziyade bu ziyaretçileri sürekli ve sadık okuyuculara dönüştürmek olmalıdır.Bunun için kaliteli ve eşsiz içerikten daha fazlasına ihtiyacınız vardır.Örneğin kullanıcı dostu bir bloga sahip olmak...


    İnsanlar ziyaret ettikleri bir blogu sürekli takip etmeye başlamadan önce içeriğin niteliğine, yazıların güncellenme sıklığına ve blogun kullanıcı dostu olup olmadığına bakarlar.İçeriğin niteliği ve günceliği hakkında ben dahil pek çok blog yazarı yüzlerce yazı yazmıştır bugüne kadar.Ancak kullanıcı dostu bir blog oluşturmayla ilgili çok fazla kaynak bulmak mümkün değil.Ben de bu yazıda kullanıcı dostu bir blog oluşturmanın öneminden ve kullanıcı dostu bir blog oluşturmak için yapabileceklerinizden bahsetmek istiyorum.

Kullanıcı Dostu Bloglar OluşturmakBasit Ve Kolay Erişim

   Bir blogu ziyaret ettiğimde en çok dikkat ettiğim şeylerden biri içeriğin ön plana çıkarılmış olmasıdır.Ayrıca header, footer ve sidebardaki menüler sayesinde sayfalar arasında geçişi kolayca yapabilmeliyim.Hangi kategorideki yazıları okumak istiyorsam onlara kolayca ulaşabilmeli, blog yazarına bir mesaj göndermek istiyorsam köşe bucak iletişim adresi aramamalıyım.

   Bunun için her blogcu hakkımda, iletişim gibi önemli sayfalarını belirgin bir yere koymalı, yazıları kategorilere ayırarak okuyucuya bu kategorilere ulaşma imkanı vermeli, kayıt sayfaları arasındaki geçişi kolaylaştırmalıdır.


Daha Az Reklam

   Ziyaretçileri blogunuzu sürekli takip etmekten vazgeçirecek önemli faktörlerden biri de reklamlardır.Blogunuzdan gelir elde etmek için AdSense ve benzeri reklam modelleri kullanmanızı anlıyorum fakat işi abartıp insanları irite etmemelisiniz.Unutmayın insanlar blogunuzu reklamlara bakmak için değil, yazdıklarınızı okumak için ziyaret ediyorlar.

  İçeriğinizin etrafında ve sidebarda göstereceğiniz birer reklam alanı yeterli olacaktır.Özellikle popup reklamlardan uzak durmalısınız.Şahsen ben bir blogu ziyaret ettiğimde reklam amaçlı bir popup ile karşılaşırsam bir daha o blogu ziyaret etmem söz konusu değildir.Eminim çoğu kişi benim gibi düşünüyordur.

Arama Kutusu

   Özellikle çok fazla içeriği olan bloglarda belli bir konuyu arıyorsam o kadar yazıyı tek tek kontrol edip aradığımı bulmak çok zordur.Bu gibi durumlarda sizin için basit ve önensizmiş gibi görünen küçük bir arama kutusu çok faydalı olacaktır.Bu yüzden blogunuzun bir köşesine tasarımla uyumlu bir arma kutusu koymak çoğu zaman ziyaretçilerinizin işine yarayacaktır.

Sosyal Paylaşım Butonları

   Günümüzde sosyal paylaşım sitelerinin internet kullanıcıları arasındaki yeri ve önemi görmezden gelinemez.İnsanlar takipçi sayılarını arttırmak için beğendikleri, faydalı gördükleri ve ilgi çekeceğini düşündükleri şeyleri sosyal medyada paylaşıyorlar.Eğer blogunuzda yazılarınızın paylaşılmasını kolaylaştıracak paylaşım butonları yoksa çok az kişi adres satırındaki adresi kopyalayıp paylaşacaktır.Bu yüzden kullanıcılar için sosyal paylaşım butonları büyük kolaylık sağlamaktadır.

  Ayrıca blogunuzun sosyal medyada takip etmek isteyen veya blogunuzun beslemelerine abone olmak isteyen ziyaretçileriniz için sosyal medya profillerinize ve beslemelrinize abone olmayı kolaylaştıracak eklentiler kullanmalısınız.

Okunaklı Ve Düzenli Yazılar

  Blogunuzun kalbi olan içeriğinizin de kullanıcı dostu olması için biraz çaba sarfetmelisiniz.Uzun paragraflar yazmak yerine bunları küçük paragraflara ayırarak yazmak, yazılarınızda görseller, ara başlıklar, linkler ve listelerden faydalamnak ayrıca noktalama işaretlerini doğru kullanarak yazım yanlışlarından kaçınmak içeriğinizin daha düzgün, okunaklı ve kullanıcı dostu olmasını sağlayacaktır.

Sayfa Yüklenme Süresi

   Hiç kimse yüklenmesi uzun süren blogları sevmez.Hatta çoğu zaman sayfanın yüklenmesi beklemeden blogu terkeder.Google da bunu düşünerek sayfa yüklenme hızını sitelerin arama sonuçlarındaki sıralamasını etkileyen faktörlerden biri olarak belirledi.

  Blogunuzun daha hızlı açılması için çok fazla eklenti eklemekten kaçının, daha basit temalar tercih edin, java script kullanımını minimuma indirin ve ana sayfada daha az kayıt gösterin.

 

Bu yazı; blog yazarlığı, Blogger geliştirme, SEO, sosyal medya, dijital pazarlamai kişisel gelişim konularıyla ilgilenen ve içerik üreten tarafından yazılmıştır. Yazarın diğer yazılarını kişisel blogu olan Blog Hocam’da okuyabilirsiniz.

22 Mayıs 2012

blog tanıtımı ve twitter kullanımı

Selamın aleyküm blogcu kardeş.

  Eğer bu yukardaki karşılama çok samimi gelmiş ve bundan hoşlaşmışsan, bil ki bu yazı sana göre değil kardeş.

   Hepimizin bildiği şu Tumblr yavşaklığı(fazıl say staylaaaa) ele almadan önce, blog tanıtımı ve blogcunun sosyal medya(twitter, facebook, pinterest, ff) kullanımı konusunda son zamanlarda  yaptığım gözlemler ve sövmelere yer vermek istedim. Twitter mevzuu üzerinde duracaz, başlayak yavaştan;

     Aslında hesapta başka bi yazı vardı ama dayanacak gücüm guvvatım galmadı mınısikiyim. Her gün, kısalttığı linkleri elli defa tweetleyen blogcular(3 kuruş kazanacam diye), herkesin çokta sikindeymişcesine  tweetlerine  hashtag (#) yapanlar, profiline iş veren olarak “blogger” yazanlar(sanki maaş alıyo google’dan puşt) ve pageview sayısını(ki bunu ziyaretçi sanar keriz) dakka başı paylaşanlar  küf mantarı gibi giderek koyulaşan bir renkle ve artarak çoğalıyolar.

   "Şüphesiz ki twitter, beleşçi bir blogcu için fev-kal adeeee(ali rıza demirci tarzı fevkalede) reklam fırsatıdır." cafemystic: 34/13

   Blogu açmadan önce, yazar pek hevesliyse, iddialı giriş yapmak istiyosa ya da çok şey biriktirmiş ve bunları çok fazla okuyucuya ulaştırmak istiyosa, mutlaka bir araştırma davasına girişir. 

    Bunu yaparkende kendine bakmaz, "ben hangi bokun lacivertiyim acep?" diye. kafaya takmıştır, hedefe kitlenir. 

Google’da şu aramaları yapar bu adam mutlaka;

”blog reklamı”, “blog tanıtma”, “blog hit arttırma” vese vese...

    Bu nedenledir ki, bu tarz aramaları yapanların yolu burdan geçsin istiyorum, blog davasında reklam olayına kaydırak arayan abaza gibi atlamasınlar. Herkes  okunmak ister,  söylediklerim siklensin ister. Ama blogu açtığı ilk gün fenomen olacağını düşünecek kadarda barzo var nitekim.

Vatevır;

  Reklam, blogcunun kanındaki; kontrol edemediği takdirde başta okuyucusu, yakın arkadaşlarıda dahil, blogcuyu  kendisinden soğutmaya ve küçük düşmeye itecek enteresan bir virüs.

  Sadete geliyorum, yeap. Twitter, bir blogcunun olmazsa olmaz aparatı. Blogu için ayrıca twitter hesabı açanları ayırıp, olaya giriyim artık.

   Twitter’ı kişisel hesap görünümle kullanıp, blog linklerini 7/24 ardı ardına sıralamak, aklı sikilesice insan evlatlarında görülen acı bir sendrom ne yazik ki. Burayı açayım; bunu yapan adamın, şunu bilmesi lazım; okuyucu, blogun ilgi alanına girdiğini farkederse bir kez, milletin gözüne link sokmana gerek kalmaz. Doğrudan gelir; "Bu oğlan/hatun ne yapmış bakem." diyerekten.


İlgi görmedikçede azıtırlar genelde bunu yapanlar, "ulan siklenmiyorum tamam kabulleniyim." demek yok. Şu yukardakini Derya göndermişti, yarılmıştım; durum hakkında biraz zihin açıyor bu diyalog.

Detaylandıram;

  *  Bir post yazdın, bunu atarsın. Ok. Bir diğer postu yine aynı şekilde atarsın konusuyla birlikte. Ama aynı linki, günlerce atarsan, kusura bakma ama; über eziksin sen bilader, bırakta seven olursa onlar paylaşsın.

  * Link kısaltma davaları var bide bildiğiniz üzre, nooooluyo bu link kısaltma?  Linkin kısalttırıldığı aparatçılarla ile anlaşmalı olarak ilgili kısa linke tıklayarak gelen her ziyaretçiye sikimsonik  reklamlar gösterilerek para kazanmak amaç. Ne kadar kazanıyolar onuda söyleyim, içler acısı amına koyim;

   1.2 tl, 1000 ziyaretçi max. Hadi taş çatlasında bu 1.5 tl olsun 1000 ziyaret başına.

    Olum, net söylüyorum; bu Twitter’da kısa linklerden herhangi birine tıklayanı eşşek siksin. net. Hayatta tıklamamTwitter 3-5 ay önce, bu hangi linkte ne bok olduğu belli olmadığı için, kendi link kısaltma operatrü olan t.co’yu arayüzden çekti.

  Bak bak bak sikik blogcu; bunu Ttwitter yaptı, kullanıcılar zarar görmesin diye.  Sen hala; yok am.tc, göt.am, götüne.co saydırıyosun günde 50 link. Ulan bu kadar mı fakirsin? Bu kadar mı açsın be am feryadı? Milletin üzerinden yonta yonta, kendinden bıktıra bıktıra para kazanmayı düşünecek kadar?

   Siktir git, zahmet et blogun için Twitter aç, orda ne bokun varsa ye amk. Ama yapmaaaaaaaaaz.  Takip eden olmaz çünkü.

*  Bir diğer mevzu olan hashtag (#) konusuna sürtüneyim azıcık.

   Hashtag (#), fonksiyonu itibariyle en kullanışlı ve basit Twitter araçlarından biri. Blog için "etiket" neyse, Twitter içinde hashtag odur. Kullanışlı olduğu kadar, blogcular tarafından komik bir hal aldığıda oluyor bu zıvırın.

Bunu yapan blogcunun okuyucusuna dair düşündüğü şey şu heralde;

                                                   goşun goşun, yeni post var sikimtrak blogcumuzun blogunda!

Ama gerçek şu;


kimsenin sikinde değilsin dostum, herkes kendi keyfinde.

    Zaten günde defalarca blogunun linklerini paylaşan siklenmeyen blogcunun hashtagları istisnasız her tweetine ekleyerek neyi amaçladığını hep sorgulamışımdır. Yapmayın, aklınızı sikiyim yapmayın; komik oluyosunuz başka bişey değil.

Vatevır;

  Benzer konularda da ağzım açılınca kapanmaz. Bloglara yorum olarak bir gülücük koyup link atanlardan,  hit arttırmak için sapırt supurt sitelere üye olup back link çekenlerden falan hiç bahsetmedim konu uzamasın diye.

gıdınızdan alarak hızla uzaklaşıyorum.


pictures retrieved from: travelblog.org, 34solo.wordpress.com, funtasticus.com, galeri.uludagsozluk.com

23 Mart 2012

bloggerlara özel sözlük: weblog sözlük

 "blogların gücü adına!"

   Cafe Mystic’i açmadan önce bir çok sözlükte uzun yıllar yazdım, anlatacak şeylerde çoğalmaya başlayınca sıra daha derli toplu olmaya geldi; blogda yazmanın, paylaşmanın tam zamanıydı.

  Aylar sonra okunmayan blogcu tribine girip, şu çok tanıdık sözü söyleyip söylemeyeceğimi merak ediyordum aslında;

“Ben zaten kendim için yazıyorum yeaaa!”

  Çok şükür olmadı böyle birşey. Blogun ilk zamanlarında sözlükten gelen trafikle aldığım ivme, Cafe Mystic’i aldı götürdü. Sözlükteki blog yazarlarıyla yaptığım bilgi alışverişide Cafe Mystic’e pek yaradı. Sonrası malum.

Asıl konuya şimdi geçebilirim;

   4-5 gün önce kumanda panelinde gördüm; yorumyorum blogunun yazarları blogculara özel bir sözlük düşünmüş, postu okudum. Daha öncede değişik platformlarda birleşen insanların sozlukspot.com aracılığla sözlük açtıklarını çok gördüm ama bikaç klon dışında başarılı olan yada umut vereni olmadı. Dolayısıyla ilk düşüncem; “Güzel fikir ama maalesef.”

Bugün; “Dur lan, bi bakiim neymiş, ne olmuş o iş?” deyip girdim.

Linki verelim efendim; weblog.sozlukspot.com
  
   Bloglarından tanıdığım ve sözlükte yazacaklarına hiç ihtimal vermediğim insanları görmek çok garip oldu. Nazik, şirin güzel bir yer olmuş. Şimdi diyebilirim ki;  bloggerlı bir sözlük, gerçekten güzel düşünülmüş tutarlı ve önü açık bir fikir.

Weblog sözlük’ün en büyük olayı yazarlarının blogger olması, peki başka ne gibi farkı var;

* Moderatör gözlemime göre;  sorun nedeniyle attığım her mesaj 2-3 dk içinde cevaplandırıldığı gibi, entry silme yada uyarı konusunda kalp kırılacağını sanmıyorum. Sözlük nedir ne değildir bilmeyenler fazla düşünmemeli bu nedenle.

*  Bloglarını yeterince tanıtamamaktan şikayet eden blogculara, sözlüğe sağladıkları katkı ile orantılı olarak fayda sağlayacakları bir ortam sunuyor.

* Blog içeriği konusu başta olmak üzere bir çok konuda diğer bloggerlar ile doğrudan bilgi alışverişi imkanı elde edilmesi çok güzel.

Tüm blogcular için hayırlı olsun.