gelecek mevzuu; loading...

1 Kasım 2016

yeşil çay, tarçın ve göbek üçgeni

Birisi duyarsa naaparım diye, kulaklıkta kısık sesle dinlenen şarkıların lezzeti gibiydin tarçınlı yeşil çayım...


Tempolu yürüyüş, bol su ve bol bol balık derken yeşil çayın faziletlerinden yararlanmak olmazdı nitekim.  "3 günde 45 kilo verdim ihihihih :))))" tadında instagram virallerine benzemesinden korkuyorum ama 3 ay gibi kısa bir sürede 20 kilo kadar gitti ha.

Asıl nokta şu ki, ne açlık ne yorgunluk hiç birşey beni yeşil çayıma attığım tarçını gizlemek kadar yormadı. Sebep, her önüne gelenin;



-Ayyyy tarçın mı atıyooosnnn hemde toz tarçın çaya hıı :S
- Iykk nasıl içiceksin onu böö :((
- Bak böbrek taşı yapar o ben diim sana tamam mı! o.O



diye akıl verip apık sapık konuşması. Yemin ederim illallah ettim be. "Ölmeden önceki son sözler" misalinden verilen o dandik komedi bloglarındaki cümlelerden son üçü bunlar olacaktı az daha. Ulan sanki yamyamlık yapıyoruz, kafa tasında şarap içiyoruz, börtü böcek kemiriyoruz; ne bu abartı arkadaş. 

Hadi herşeyi geçtim, yeşil çaya tarçın atılmasına tanık olarak başlanan bu diyalog neden hep;

"Bak benim kardeşimde yapıyordu diyet, şimdi kronik ishal." diye noktalanır. İşin acı tarafı ise bunu diyen kişinin 247 kilo olması :(

Bu konuya değinmişken, 3 öğün 30 gün 3 ay sürekli tarçınlı yeşil çay içen biri olarak yani, 3x30x3=270 bardak tarçınlı yeşil çay içen biri olarak itimat ederseniz bir kaç gözlemimi doğru bilinen yanlışları ortaya koymak adına belirteyim;

1-) Tarçınlı yeşil çay ishal filan yapmıyor. Kim uyduruyor bunları yaaa. kiM kİM KİM

2-) Tarçınlı yeşil çay tek başına zayıflatacak bir fonksiyona sahip değil, beslenme alışkanlığı değişmediği sürece değişende birşey olmayacaktır.

3-) Aç karnına yeşil çay mide bulandırır. En doğrusu yemeklerden sonra yükselen kan şekerini dengelemek için kullanmaktır.

Neyse, mahalle baskısının ne olduğunu çok iyi bilirdim ancak bir tarçınlı yeşilçay içmek için iş yerinde köşe bucak saklanmayı gerektirecek ne suçum vardı buna hiç anlam veremedim. 

bay bay.

pictures retrieved from: bakbii.com, nowdontgetmewrong.com, sifamarket.com



15 Mayıs 2014

hakiki, öz, gerçek, halis büyü ve sihir


    SOMA'da 13 Mayıs'ta meydana gelen maden kazası ve an itibariyle 300'e yaklaşan ölü sayısına ilave henüz göçükten çıkarılmamış olan sayısı net bilinemeyen bedenler... 

   "Büyü" ve "Sihir" ne demek; kendilerine imanları tarafından kötü şeyler emredilen insan beyanatları üzerinden tartışarak açığa çıkaralım. Bu katliamdan sonra verilen tepkilere göz atarak yapalım bunu..

   Yaşanan olayın izleri üzerinde durmayacağım, psikolojimiz bozuldu ve bir takım izler aldık, yeterince konuşuldu ve konuşalacak zaten bu.

   Olayın olduğu saatlerde Habertürk'te ve Hürriyet'te bir manşet vardı; "Dünyadaki en büyük maden kazaları!" diye... Bu tarz olaylardan sonra bu ve benzer manşetler, bana öyle geliyor ki bir uyuşturucu bağımlısına uyuşturucu ikramından farksız.

     Alan kişinin zaten birşey sorgulayacak hali kalmamış, verende halinden memnun. Biride demiyor ki; "Lan bu iş birini göt altına itmedimi şimdi? Ne yani, yüzlerce ölümden sonra herşey hit kazanmak için açılan bir fotogaleri ile bitti mi? Bir sorumlu yok mu? Peki noldu şimdi, geride kalanların hesabı?" 

    Yani kısacası, haber olan şey bu katliamın ardından, geride kalanların hesabı ve sorumlular değil, "Dünyadaki Maden Kazaları". Anlayana; alttan alta: "Bakın; bi bizde mi oluyor? Her yerde bu böyle ki." diye verilmek istenen mesaj için bir operasyon. Aynı perspektiften dikkatlice bakarsanız, büyülenmemiş biriyseniz birde;  bunun sizi o tanıdığınız söyleme götüreceğini çok rahat görürsünüz; "kader".  Ve bu operasyon ne yazık ki, daha ölenler mezarlarına bile koyulmadan başlatıldı.

                                                     Firavun halkını ahmaklaştırdı. 43/54 




    Ölenler mezarlarına konulduktan sonra ise ne mi olacak? Bu seferde hayatını kaybedenlerin acıklı hikayeleri "fotogaleri" yapılacak. Hatta bunada başlandı bile..  Bu uyuşturucunun bağımlılarıysa yine nöbetler geçirmekte geç kalmadılar;

 "Madende çalışın diye kim dedi onlara; garsonluk yapsalardı, markette çalışsalardı ölmezlerdi!"

 "Kaderinde var bu işin ölüm, göze almayacaksan çalışmayacaksın o zaman." 

 ve nihayet şu;
   

     Vicdan'ın, iyiliğin temel tanımı ve insana yerleştirilmiş Tanrı'nın kodu olduğunu düşünüyorum. Bunun ispatıysa basit, vicdanları tamamen sökülmüş bir insan komünü hayal edin hafızanızda. Sonra dikkat edin, tarihle birlikte;  "kader" diyenlerin "alın yazısı" diyenlerin kimler olduğuna; adeletin çiğnendiği yerlerden başka bir yer bulamadınız. 

                                             Suçluların suçları, kendilerinden sorulmaz. 28/78

     Vicdanı elinden alınmış insan, artık beşer olduktan sonra; "iyilik-kötülük" standartlarını değiştirmek  isteyen kişi(büyücü), istediği gibi yeniden kodlaya bilir "iyilik"in anlamını. Böylece vicdanın iyilik olarak emrettiği; "dürüstlük, adaleti ayakta tutma, erdem, iffet" kavramlarının semantiği buharlaşıp lafzı kalır. .Bu yeni kodun algoritması çok basit çalışır; şunları telkin etmeli kullanıcısına;

  sihir'in altı şartı diyelim biz bunlara,

1-) Asla hiçbir şeyi, sorgulama, araştırma.
2-) Seni küçük düşürenlerim sözleri her zaman doğrudur, onlara inan.
3-) Yeryüzündeki düzeltme işi senin değil, Allah'ındır. Hiçbir şey yapma, bol bol dua et.
4-) Seni soyanlara daha fazla soymadıkları için daha fazla boyun eğerek teşekkür et.
5-) Atalar asla yanılmazlar.
6-) Ne kadar fazla kişi söylerse, o söz(yalan) o kadar doğrudur.

   Bu şekilde kodlanmış birinin, "kör, sağır ve dilsiz" olduğu gönül rahatlığıyla söylenebilir. Kördür; gerçeklerle arasına bir perde girmiştir. Sağırdır; vicdanından gelen doğruları işitemez. Dilsizdir, iyiliği emretme adına hiçbir şey söyleyemez, kötülükten sakındıracak dirayeti kaybetmiştir. İnandırılmış bölükler artık büyülenmiştir.

    Vicdanın yerini menfaatin alması büyü; Yalana, erdemini, onurunu, şerefini bir kenara itip körü körüne sarılana ise büyülenmiş; bunları sağlayana ise Firavun ve sihirbazları denir.

pictures retrieved from: netgazete.com, haber53.com, grindd.com, awesomeyourlife.com

11 Nisan 2013

blogunu terk eden bir adamın acı dolu hikayesi

    "Denetlenmeyi bekleyen X yorum var." yazıyla meraklanıp; gelen yorumların "Whats up!..." yahut "Hey there!..." diye başladığını görmek o kadar canımı acıtmaya başladı ki artık.

    Çok uzun bi süre yazı yazmayıp, ardından hiç bişey olmamış gibi davranmakla; bu blogda "mystic ustadan kekikli haşlanmış brokoli tarifi" başlıklı bir post yayınlamak benim için benzer şeyler olacaktı, bu nedenle bi açıklama yapma gereği hissediyorum, aslında açıklama gereğinden ziyade; ben kendimi suçlu hissediyorum galiba.

    Biliyorum lan, biryerlerde hala bu blog umursanıyor(yazar burda paralel evrenden bahsetmekte); hissediyorum. Arama sonuçlarına böyle büyük aradan sonra yinede güzel cevap veriyor blog, çok ilginç. Neyse konuya giriyim artık.

   İşi gücü olmayan adam için(maksat ticari değilse) blog yazmak kadar güzel birşey bilmiyorum. Mesela tam şu an; aylar sonra yine, Obama'nın ulusa sesleniş metnini düzenleyen kişi kadar önemli biri gibi davranıyorum bu yazıyı yazarken.(salak mıyım neyim).

 "Ulan bu kadar seviyodunda, eeee?" diyenleri duyamaz gibiyim. Kim diyecek ki la, diyecek adam mı bıraktık. eheh. Sebep; "düzenli Mystic ziyaretçisi" yerini google görsellerde; tabak, çanak, kazak ararken yolu düşen ev hanımlarına bıraktı. 

 
Vatevır;

   Faydalı içeriği severim, okuyucunun kafasını çalıştıran, yeni şeyler öğreten ya da düşündüren cinsten olursa hele birde, ne güzel olur. İşte bende böyle şeyler yazmaya çalıştım, ama anladım ki; ayranı çok seven, işli güçlü ve çok güzel bi sevgilisi olan adama göre değil bunlar; en az 15 tane eskiz var tamamlanmamış; ve konular, linkler, yazılar, kitaplar etc. Kıyamıyorumda, nolacak bilmiyorum. Belki emekliliğimde bulmaca çözmekten fırsat buldukça tamamlarım.

  Umarım daha düzenli ve kısa yazarım artıkın. sizde yine;

 "Gıdımızdan aldı ve hızla uzaklaştı, yüzünü göremedik." dersiniz.

bay bay.

16 Kasım 2012

Mucizeler ve Yaşam


   Bahsedeceğim mucize; ne denizlerin yarılması, ne de suyun üzerinde yürüyebilmek kadar küçük birşey.

    Hayallerimin gücüne her zaman inanmıştım aslında ama insan hayal edebileceğinden çok daha fazlasını yaşayabildiğini anladığı an,  sanırım mucizelere de inanmaya başlıyor. Küçükken inandığınız masalları düşündüğünüzde,  prenseslerin prensle evlendikten  sonraki hayatlarının nasıl olduğuyla değil, o zamanlar ne kadar da "salak" olduğunuzla ilgilenirsiniz. Peki, o inandığınız masallara çok yakın bir gerçeğe ulaşmış olsaydınız ne düşünürdünüz ?

Söyleyim;

"ya aklınızı çoktan yitirmişsinizdir ya da aşık olmuşsunuzdur."

   Aşk benim inandığım tek mucize. Herkes yaşayamayabilir ama tadanlarada zaten sadece bir kez görünür. Daha önce hiç olmadığın bir yerdesindir, herşeyin anlamını değiştirdiğini farkettiğinde ise artık hayatındaki öncelikler sıralamasında kendini hep iki numaraya koyabilecek kadar cesaretin vardır.

   Herkes bir mucize yaşayacak kadar şanslı değil, hani; "düşmanım bile tatsında boşa yaşamış olmasın" diyebilecek kadar mutlu olabilmek; kibri ve ucubu bir tarafa bıraktıracak kadar büyük bir mucizedir, aşk.


   “Kayan bir yıldız gördüğünde dilek tutar insanlar; hiç bitmesini istemezler o anların fakat saniyeler içinde kaybolup gider gözlerinin önünde, o yıldıza elinle uzanıp tekrar yerine koymak gelir içinden, başaramazsın. Dilek tutarsın, çünkü kendini bir mucizeye tanık olmuş gibi hissettiğin için; "şans"lı olduğuna inanırsın. mucizelerin ve şansın yaşamda bir bedeli olmalıdır; emek, şükür, korku.”

   Yaşamda eğer gerçekse, varsa mucize denen şey; zaten durduk yere ortaya çıkmadığıda aşikar. Sadece bir doğum bile, anlamını değiştirebileceği bir dünya gözönüne alındığında mucize olabilir.

  Bugün benim Mucize’min doğum günü.

İyi ki, doğdun, iyi ki varsın Şans’ım.

mY.

26 Haziran 2012

işte google'ın tableti nexus 7

  İlk olarak Google yetkilileri henüz belirtmeden adı ile sızan sürpriz tablet Nexus 7, tanıtımından bir kaç gün önce tüm ayrıntılarıyla Gizmodo Australia'da yer aldı.

   Asus & Google işbirliğiyle, donanım & marka bazında bakıldığında ucuzluğuyla şaşırtan Google Nexus 7'nin şık tasarımının yanında özellikleri şöyle;

*  Android 4.1 Jelly Bean işletim sistemi
* 1.3 GHz dört çekirdekli Tegra 3 işlemci,
* 1 GB RAM 
* 8 GB ve 16 GB'lık dahili depolama seçenekleri,
* IPS ekran,
* 1280 x 800 çözünürlük, 
* 1.2 MP ön yüz kamera,
* Yakın saha iletişim(NFC) desteği,
* 9 saate varan pil ömrü.

  Asıl soruya gelelim, "Nexus 7'nin fiyatı ne olacak?" 8 GB ve 16 GB'lık sürümler için $199 & $249 aralığı öngörülüyor. 
   
    Google'ın I/O 2012 etkinlikleri kapsamında tanıtılması beklenen ürünün bilgilerinin önceden sızmış olması akla başka soru işaretleri getirsede, eğer Nexus 7 hakkındaki veriler doğruysa, Google; tablet piyasasına farklı tasarımlarıyla dikkat çeken Asus'la birlikte çok sağlam bir giriş yapacak gibi görünüyor.