gelecek mevzuu; loading...

16 Kasım 2012

Mucizeler ve Yaşam


   Bahsedeceğim mucize; ne denizlerin yarılması, ne de suyun üzerinde yürüyebilmek kadar küçük birşey.

    Hayallerimin gücüne her zaman inanmıştım aslında ama insan hayal edebileceğinden çok daha fazlasını yaşayabildiğini anladığı an,  sanırım mucizelere de inanmaya başlıyor. Küçükken inandığınız masalları düşündüğünüzde,  prenseslerin prensle evlendikten  sonraki hayatlarının nasıl olduğuyla değil, o zamanlar ne kadar da "salak" olduğunuzla ilgilenirsiniz. Peki, o inandığınız masallara çok yakın bir gerçeğe ulaşmış olsaydınız ne düşünürdünüz ?

Söyleyim;

"ya aklınızı çoktan yitirmişsinizdir ya da aşık olmuşsunuzdur."

   Aşk benim inandığım tek mucize. Herkes yaşayamayabilir ama tadanlarada zaten sadece bir kez görünür. Daha önce hiç olmadığın bir yerdesindir, herşeyin anlamını değiştirdiğini farkettiğinde ise artık hayatındaki öncelikler sıralamasında kendini hep iki numaraya koyabilecek kadar cesaretin vardır.

   Herkes bir mucize yaşayacak kadar şanslı değil, hani; "düşmanım bile tatsında boşa yaşamış olmasın" diyebilecek kadar mutlu olabilmek; kibri ve ucubu bir tarafa bıraktıracak kadar büyük bir mucizedir, aşk.


   “Kayan bir yıldız gördüğünde dilek tutar insanlar; hiç bitmesini istemezler o anların fakat saniyeler içinde kaybolup gider gözlerinin önünde, o yıldıza elinle uzanıp tekrar yerine koymak gelir içinden, başaramazsın. Dilek tutarsın, çünkü kendini bir mucizeye tanık olmuş gibi hissettiğin için; "şans"lı olduğuna inanırsın. mucizelerin ve şansın yaşamda bir bedeli olmalıdır; emek, şükür, korku.”

   Yaşamda eğer gerçekse, varsa mucize denen şey; zaten durduk yere ortaya çıkmadığıda aşikar. Sadece bir doğum bile, anlamını değiştirebileceği bir dünya gözönüne alındığında mucize olabilir.

  Bugün benim Mucize’min doğum günü.

İyi ki, doğdun, iyi ki varsın Şans’ım.

mY.