gelecek mevzuu; loading...

22 Haziran 2012

kadınlar ne istemez ki?

   “Henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: Kadınlar ne ister?”

    Freud’un çözümleyemediği soruyu yanıtlamaya çalışmıyorum, söylediğim şey aslında; kadınların istemediklerinden yola çıktığımızda bu bilinmeyen “istekler” listesini çıkarmanın daha kolay olacağı. 

   Önceden uyarmakta yarar var; bu yazı, ciddi anlamda subjektif bilgiler, yer yer önyargılar senfonisi eşliğinde düşüncelerin dışa vurumu şeklinde tezahür edecek bir anlatıma sahip olacağındandır ki; sonradan; Vay efendim o öyle değil, bu böyle değil!”,  “O nasıl söz öyle? Olur mu hiç öyle şey!” gibi triplere kibarca karşılık vermem. Net. Başlayak yavaştan, zaten uzun mevzuu.

   “Kadınlar, anlaşılması mümkün olmayan yeryüzü melekleridir.” gibi bir klişeye varmayacağız, bundan bi kere emin oldun, nitekim ben; kadınların gayette anlaşılabilir olduğunu, ısrarla ıspat etmeye çalışmakla ömrü yitip giden biri olarak; bu kanıdaki insanlara diyeceğim laf her zaman hazırdır; “sen anlayamıyorsan, kadınların suçu ne?” Evet, ne kadar sevsemde kendisini, eğer böyle düşünüyorsa; Freud içinde geçerli bu.

  Kadınlara herhangi bir sosyal bireyin gözüyle bakmak sorunun çözümü açısından fayda sağlamaz; erkekler tarafından daima ikili ilişkilerdeki rolü üzerinden hesaplanmaya çalışılan "kadın ve istekleri" mevzularına aynı açıdan bakmak elzem.

  İkili ilişkiler ekseninde "kadın"ın alacağı kararlar ve sergileyeceği tutumlar açısından bazı dinamolar vardır; hırs faktörü, para, karizma, seks, irade, güç, tarz, özgüven, geçmiş mevzular, iltifat, hediye ve tabii ki güven bunlardan bazıları, fakat çok daha fazlasıda var ve “kadın ne ister?” sorusunu bilinmezliğe itende bu faktörlerin her birini anlayıp yorumlayacak yetide bir erkeğin olmayışı.



* Güven: Çok güvenirseniz aldatılırsınız, ama hiç güvenmezseniz hayatınız azabla geçer. (Frank Crane)

  İtimad mevzuusunun, postmodern devir ilişkilerinde kadın için önemi hakkında kafa ağrıtmayacağım, lafı dolandırmadan ve bilindik şeyleri atlayarak derinlere inelim. Her kadın, ilişkisinde muhatabı olan elemana geleceği hakkında kurduğu hayallerinde başrol verir. Geleceği düşünmek için, bugünde herşeyin sağlıklı işlemesi bir garanti değil, o nedenledir ki; kadın, erkeğinin takipçisidir. Aynı yahut benzer şeyler erkek için de geçerli olsada, konumuz bu değil.

Erkeğin, kadınının güven hakkında almak istediği şeylere gelelim;

Kadın, kendisine tapan bir erkeğe karşı hiç bir zaman uzun vadede sevgisini aynı şekilde koruyamaz. Yani güvenini kazanacam diye; ilgi manyaklığı yapan, telefonundaki mesajları, özelini açan erkek; şutlanmaya yakındır. Kadının bu eleman hakkındaki görüşü; şartlar her ne olursa olsun, avucunun içinden asla dışarı çıkamayacağı bir saloğlan olduğundan daha ötede bişey değildir. Durum böyle iken, kadının; ilişkinin maceracı yanının yalın kaldığını hissetmesi kadar normal ne olabilir demi?

- Erkek açısından "güven" problemine bakış daha farklıdır, ilişkinin bazı evrelerinde erkek; kasıtlı olarak vereceği güvensizliğin, hatunu peşinde koşturabilmesi için gereken bi neden olduğunu sanar. Halbuki durum hiçte öyle değil. İlişki mevzuları açısından deneyimsiz ya da “ilk kez aşık oldum ayol” tribindeki hatunlar için belki işe yarayabilir fakat genel için şu geçerli; kadın koşmaktan yorulursa, kendisine gelmesi neredeyse imkansız.

Ne tam bir "yeminli sevgili", ne de kendisine güvenilmeyişini bi marifet sayan "dingil" olunmalı.

* Hırs: Kadın, gölge gibidir; takip edersen senden kaçar, sen kaçarsın arkandan gelir. (Chamfort)

   Zeki bir erkeğin, kadını için kullanabileceği en büyük silah "hırs"tır. Şöyle ki; kaybetmeyi göze alabilmek ve bunu kabullenebilmek, kadının istisnasız en zayıf olduğu nokta. Peki bu hırs faktörü neye yarar, nasıl kullanılacak?

  Her ilişkinin kırılma noktları olur, bağların kopma noktasına geldiği zamanlarda belkide eskisinden daha kuvvetli şekliyle ilişki yeniden doğar. “Bi kere araya kara kedi girdimiydi; o iş yaş aga yeaaa.”  diyenlerden değilim nitekim. Tam bu noktada, erkeğe düşen vazife; kadınındaki, nedeni asla bilinmemiş ve bilinemeyecek olan “hırs” iç güdüsünü harekete geçirmek olmalı.

    Ayrılık sürecinde erkeğin şu tavrı takınmasından bahsetmiyorum; “Ayrıldık ama, bana hatun mu yok? Ahanda x’leyim, ahanda yarın y’ileyim ehehe." Şimdi görüyorum çevremde, bazı aklını evvel çocuklar bunu pek yapıyolar. Hele ki, ilişki hakkında bir son henüz görülmezken bile ayrılığın acısını kuyruğunda hisseden, ayrılık teklifinin karşı taraftan gelmesinide eziklik olarak algılayan dingil genelde bu yola kadınındaki hırs faktörünü harekete geçirmek için zaman kaybetmeden uyulamaya geçer. İçgüdülerede bir yere kadar tolerans tanırım, bu tarz alenen bir gösteriyi peynir ekmekle yiyen kadında bir aynaya bakmalı, o ayrıda; kadınını kazanmak isteyen erkek açısından tam olarak istenilene gelelim.

   Şunu bi okuyun öncede;

Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye,
İşte ben onlardan değilim.
Ben sensiz de yaşarım,
Ama seninle bir başka yaşarım.  Nazım Hikmet Ran

  Burda son iki mısrada bahsedilen şey, benim bahsettiğim mevzu ile çok benzer fakat ben tam olarak şöyle diyorum özetle;

“Öyle mi güzelim peki. Haaa gelmek istersen yine buyur, keyifle ağırlarım.”

   Dikkat, bu bahsettiğim hırs mevzusunda yapılması gerekenler, ilişki bittiminde sözlü olarak harekete geçmeye dair şeyler değil, hatırlatıyım; bunun tavırlarla ilişkinin her evresinde hissettirilmesi gerekiyor huysuz ve tatlı kadınımıza.

* Para:  Kadınlar sizi milyoner yapabilir, tabi milyarderseniz.

   Bu yukardaki özdeyişe tam olarak katılmasamda, gerçeklik payının olduğuna inanırım fakat bu alt başlığın devamı aynı doğrultuda gelmeyecek. Kadınlar doğası gereği kendilerine mutlu edecek şeylere sıkıca sarılırlar, istikrarlı bir şekilde de devam ettirirler bunu, örneğin; mutlu bir evlilik veya alışveriş. Çok sağlam dayanaklarla süslenen kadınların paraya kayıtsız kalamayışına dair örnekler bir çok erkek içi yanıltıcıdır; fakir olduğuna inanan erkeğin;  “Paramız yok ki, nasıl takalım şöyle bi hatunu kolumuza?” demesi bu açıdan gayet doğal. Fakat bu erkeğimizin bilmesi gereken bazı şeyler var.

   Kadının istediği şey paralı erkek değil, parasını harcayabilen erkektir. Cimri bir hatun için bu tip bir erkek ise, iliğine kadar sömürmelik bir dut ağacıdır. Kadınların iyi bir izleyici olduğunun, her ayrıntıyı kafalarında betimleyebildiklerinin altını çizerek; kadını ve özellikle kendisi için parasını harcayabilen bir erkek, kadına istediğini verme konusunda bir adım öndeyken; fakir ama gururlu olan, parasını biriktirip biriktirip sadece kadını için kullanacak olan er kişi; az önce bahsettiğim gibi, kadının dikkati sayesinde gerçeği saklayamayacaktır. Böyle bir durumda hatun asla;

 “Eneee ne güzel sevgilim var bee, parası yok aslında ama benim içinde yapmadığı şey yok yahu!” diye değil,

 “Salağa bak lan, yemiyo içmiyo bana yediriyo keriz kendine don alacağı yerde.” diye düşünür.

   Para konusunda kadının istekleri doğrultusunda erkeğe düşen en doğru şey; ya dengi bir hatun bulmak, yahut varsa parası; hem kendi için, hem hatunu hemde diğer konularda  adam gibi insan gibi bu parayı harcayabilecek yetide olması.

* Seks: İlişkilerde önemli olan arkadaşlıktır, çünkü sadece seks için seks yapmanın, yüz yıkamaktan hiçbir farkı yoktur. (Sophia Loren)

  İlişkide seksin yeri hakkındaki; anlayış, saygı vs gibi  klişeleri elimin tersiyle iterek giriyorum; bu devrin kadını diye nitelediğim profil için başlıca istek; tabuları yıkmış, özgüven sahibi bir erkektir. Kadın kendini ellerine teslim ettiği erkeğin, seks konusunda kendisinden her zaman bir adım önde gitmesini yeğler. Ve bu karşılıklı teslimiyeti ben, dostluk denildiğinde sırdaşlıkta anlaşılıyorsa eğer, dostluğun zirvesi olarak görüyorum. Loren’le aynı fikirdeyiz.

* Karizma:

  Kadınların aşık olma adına kriterlerinin erkekler kadar keskin olmadığını her zaman söylerim; mesela bir erkek, arkadaşları arasında hayalindeki bayanı; “Sarışın olsun, benden azcık kısa olsun..”, "Poposu güzel olsun gerisi hikaye" vs. gibi tamlamalar yaparak nitelerken ve bu kriterlere er geç ulaşabilirken bir kadını; odasındaki tüm Brad Pitt posterlerine ve bilgisayarındaki Edward Norton albümlerine rağmen yarın bir gün yanında bir "at hırsızı" ile  bulabilirsiniz. Neyini sevmiştir acep? Belki kahve fincanını güzel tutuyordur, belki kadınımızı tam düşerken tutmuştur, belki sadece kaşları güzeldir.

   Vatevır; tüm bunlara rağmen “karizma” için önemsizdir demiyecem; fakat kadının istekleri listesindeki yeri için, sanılandan çok çok daha aşağılarda olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En büyük rolü; kadınımızın erkek arkadaşını kendi arkadaşlarıyla tanıştırdığı sırada yaşadığı gurur.

* Tarz: Kadın birlikte yaşadığı erkeğin aynasıdır.

  Yukarıda, karizma konusunda söylediklerimle ilintili olarak; kadının erkeğine aşık olma sürecinde en fazla pay sahibinin tarz olduğunu farkediyoruz. Kadın, erkeğine baktığında; “Allah ne güzel yaratmış” diyip kafayı çevirmek yerine, her bakışta hayran olmayı tercih eder.

   Kendini tamamlayabileceği, yeni şeyler öğrenebileceği, hayranlık uyandırıcı bir erkek; her kadının hayalidir. Ve ilişkiler bittiğinde akıllarda kalan tek şey, ne  sanıldığı gibi yüzler ne kokular ne de gözlerdir; akılda kalan kadın için bunların tamamı olan erkeğin tarzıdır.



* Özgüven:

    Erkeğin kendine dair düşünceleri ve ilişkiye yön verecek olan kişisel özellikleri; hatun kişi nazarında ilişkinin uzun vadede güvenliliğini algılamasına yardımcı olur.  Kendisine yapılan her iltifata; "Yok canım aaa, abartıyosuuuuun" diye cevap veren alçakgönüllü bir sevgili ne kadar basit görünüyorsa, hatun kişinin erkekler adına yapacağı genel çıkarımlardan kendine pay biçip süper olduğunu ıspatlamaya girişen erkekte bir süre sonra kadın gözünde sadece psikolojik açıdan rahatsız birisi olarak algılanacaktır, buda o derece dandik bir imaj yaratacaktır.

  Özgüven konusunda kadının arzularını daha iyi anlamak için açıklamamız gereken şu iki konu var; "Geçmiş Mevzuular" ve "İrade".

* Geçmiş Mevzuular: Geçmişten çok geleceği düşünmeliyiz, çünkü bundan sonra orada yaşayacağız(Thomas Browne)

  Sevgilinin geçmişi, her bünyeye ve ilişkinin seyrine farklı boyutlar getiren bir mevzuu. Her iki tarafında bu "geçmiş" ile ilgili olan merakı birbiriyle yarışır fakat biz kadın bu geçmiş ile ilgili karşındakinden ne ister? Ona bakalım.

   Az önce özgüvenden bahsetmiştik, tam bu noktada; bir erkek düşünün ki; zırt pırt sevgilisine eski yaşanmışlıklarını sorsun, bu şekilde içini rahatlatmaya(kendince) veya kadınını daha iyi tanımaya çalışsın. Erkeğimizin engel olamayarak sık sık yapacağı bu hareket, kadınımız için ilk seferde “şirin ve zararsız bir merak” iken,  ikincide ve üçüncüde yöneltilecek benzer sorularla karizmayı, tarzı bir kenara atan ve sonrasında hatunumuzun geçmişindeki elemanların yücelmesini, akla gelmesini sağlayacak dangalakça hareketten öte birşey değildir.

  Kadınlar, geçmişi umursamayan; gününü yaşamaktan keyif alan bir partnerle olacak birliktelikten keyif alır, onu rahatsız edecek ve aklına unutmak istediği şeyleri getirenlerden değil. Yani, eğer bu geçmiş umrunuzda değilse; kadınların istediği sizden yana. Artık siz varsınız ya onun için, gerisi önemli mi? Boş işlerle uğraşmayın.

İrade:  İnsanı büyük veya küçük yapan kendi iradesidir. (Schiller)

  Bir erkek hayal edin, kendini o veya bu şekilde kadınına sevdirmiş, fakat kararsızlığında zirvelerinde gezinen bi erkek olsun, ne olsa arayıp sevgilisine soruyor; yanına ne alacağı, hangi saatte uyuyacağını, eve nerden gitsem kararsızlığını. Sevgilisi ile birlikteyken, masaya gelen garsona istediği menüyü söylemek için 10 dk düşünüyor, verdiği sözlerin arkasında durmuyor, en ufak bir zorlukta hedeflerinden cayıyor.

   Böyle bir erkeğe kadın gözüyle bile bakmaya gerek kalmadan; siz böyle biriyle ne kadar arkadaşlık yapabilir, yanınızda gezdirebilirsiniz? Anladın sen.



Güç:

   Kadın, hayatın yağışlı bölgelerinden geçerken; küçükken emsalini yalnızca babasında gördüğü “güç”ün bir benzerini büyüdüğünde zaman zaman erkeğinde görme ihtiyacı hisseder. Yanlıştır, ama var evet böyle bişey. yani; dik, mutlak galip, başarılı, her zaman düşünceli, kendi başının çaresine bakar cinsten nitelikte birisini arar gözleri bazen.

   Kısacası; kadın, yardıma muhtaç birisindense, her zaman yardıma hazır birinin varlığını ister. Serin kanlı, kendinden her daim emin erkek, kadın için inanılmaz bir nimet.

* Hediye:  İnsan, hediyesini kalbiyle beraber vermezse onun ne değeri vardır. (Charles Tshopp)

  Her kadın, ki özellikle boğa burcuysa; hediye almaya bayılır. Alınacak verilecekler hakkında bişey diyemem ama bu konuda en iyi ve tek bildiğim şeyi söyleyim; kadınlar o hediye sevdiği kişiden kıskandırabileceği bir kalabalıkta almak isterler.

Ve son olarak; şu cümleyi sık sık duymaları ve hatta okumaları* şahane olur;

 "Seni seviyorum"

 Yani; en leziz istekleri zaten.